16 Şubat 2011 Çarşamba

Hikaye Denemeleri

-Yapacak bir şeyimiz yok bayan.
Genç kızın siniri yüzünden okunuyordu. Öfkesi günden güne artmıştı, bu klinik onu delirtmeye yeterliydi. Doktorun sakin tavırları onda bir kırıp geçirme hissi uyandırıyordu. Öfkesini kontrol etmeye çalışıp tekrar konuşmayı denedi.
-Bakın. Kaç kere söylemem gerek bilmiyorum ama beni buraya kimin getirdiğini bilmiyorum. Masrafları karşılayacak param yok. Bana yardım etmelisiniz!
Doktor oturduğu yerden hafifçe kıpırdadı. Eğleniyor gibiydi, kalemiyle oynamaya devam etti. Anna ise adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyordu. Nefesi kesilmişti.
-Aslında...
-Aslında ne?
-Aslında durumunuzu değerlendirecek olursak, siz kliniğe geldiğinizde kendinizde değildiniz. Yakınlarınızdan kimseyle temasa geçemedik. İsminizi bile hatırlamıyordunuz ...
-Uzatma! Buradan çıkabilecek miyim, onu söyle!
Avucuna gizlediği bıçağı çıkardı.
-Bayan lütfen sakin ... Dur kendine gel!
Anna kendinde değildi. Bıçağı doktora yaklaştırdı.
-Kaybedecek zaman yok (Kimliğe baktı) Bay Austen. Buraya kendi isteğimle gelmediğimi biliyorsun ve bu nakle asla izin vermeyeceğim!
-Tamam elimden geleni yapacağım Anna. Önce şu bıçağı çek.
İstemeyerek de olsa bıçağı doktordan uzaklaştırdı. Gücünü yeniden kazanmış gibiydi. Üstünlük ona geçmişti. Gardını yeniden kazanan bir savaşçı gibi doktora bakıyordu.
-Buradaki kayıtlara göre ... Josh on üç yaşında, bir hafta önce annesinin kullandığı aracın arkasındayken trafik kazası geçirmiş. Anne iyi fakat çocuğun durumu ağır. Bir kalp nakli söz konusu. Bu da ...
-Bu da ben miyim şimdi? Sesi titriyordu.
-Bu naklin onayı için imzan mevcut Anna.
İnanamıyordu. Elleri o kadar titriyordu ki, bıçağı yere düşürmüştü. Geriye doğru bir kaç adım atarak sendeledi. Göz bebekleri korkuyla açılmıştı.
-Ama nasıl?
Bu bir soru değil adeta imdat çağrısıydı. Nasıl olur da böyle bir şeye olur demişti? Tekrar gözlerindeki o kararlılık ifadesiyle sordu:
-Bunu ne zaman imzaladım ben?
Doktor kutsal bir metni okur gibi sessiz ve saygılıydı. Boğazını temizledi.
-Josh'u kliniğe getirdikten bir saat sonra.
-Böyle bir şey mümkün olamaz. Ben ...
-Kendine gelmeni beklemiyorduk, anlıyor musun! Neredeyse komadaydın ve hiç kimse seni arayıp sormaya gelmedi. Parmağındaki yüzükten başka hiçbir kişisel eşyan yoktu. Kendine geldiğinde onu da fırlatıp attın. Ölmeyi istediğini söyleyip duruyordun. Biz de sana bunu imzalattık. Lanet olsun!
Doktorun yapmacık öfkesi, Anna'nın korkmasına yetmişti. Azarlanan küçük bir kız gibi olduğu yere çöktü.
Boğuk boğuk haykırıyordu. Sesi cılızdı:
-Bırakın beni, lütfen!
-Kalk hadi, sakinleş. Buna izin vermeyeceğim, anlıyor musun? Anlıyor musun beni Anna?
Doktora güvenmekten başka çaresi olmadığını anladı. Usul usul çöktüğü yerden doğruldu.
-Hiçbir şey hatırlamıyorum doktor. Lütfen birilerine ulaşmama yardım et.
-Her şey yoluna girecek. Söz veriyorum.

-devamı gelecek-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder